Boşanma Davasında Feragat ve Hukuki Sonuçları

Eşinizle barıştınız ve açtığınız boşanma davasını iptal etmek mi istiyorsunuz? Dikkat edin, adliyeye gidip bilgisizce "Boşanma davasından feragat ediyorum" şeklinde bir dilekçe vermek; eşinizin geçmişteki tüm kusurlarını (aldatma, şiddet, hakaret vb.) hukuken tamamen affettiğiniz anlamına gelir. Yanlış atılan bir imza, ileride tazminat ve nafaka haklarınızı sonsuza dek yok edebilir.
Hukuki terminolojide boşanma davasından feragat; davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesini ifade eden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca maddi anlamda kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğuran tek taraflı ve bozucu yenilik doğuran bir usul işlemidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerinin yerleşik içtihatları gereğince; davasından feragat eden eş, dava dilekçesinde dayandığı ve karşı tarafa atfettiği tüm kusurlu vakıaları hukuken affetmiş veya en azından hoşgörüyle karşılamış kabul edilmektedir. Bu bağlayıcı nitelik, ileride ikame edilecek olası bir boşanma davasında feragat öncesi vakıalara dayanılarak kusur tespiti yapılmasını ve tazminat talep edilmesini mutlak surette engellemektedir. Dolayısıyla, feragat müessesesinin usuli şartları ile doğuracağı hukuki sonuçların titizlikle değerlendirilmesi elzemdir.
Boşanma Davasından Feragat Nedir?
Boşanma davasından feragat, boşanma davası açan eşin (davacının), mahkemeye sunacağı yazılı bir dilekçe veya duruşma esnasında tutanağa geçirilecek sözlü bir beyan ile, açmış olduğu davadan ve dava konusu taleplerinden tek taraflı, kayıtsız ve şartsız olarak vazgeçmesi işlemidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) Madde 307 uyarınca feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir ve yapıldığı andan itibaren davanın esastan reddine dair kesin hüküm sonuçları doğurur. Kısacası feragat, mahkemeden istenen hukuki korumadan kendi rızasıyla bütünüyle geri adım atmaktır.
Türk hukuk sisteminde feragat, mahiyeti itibarıyla bozucu yenilik doğuran tek taraflı bir hukuki işlemdir. Bu tanımın uygulamadaki karşılığı oldukça keskindir: Feragat işleminin geçerli olabilmesi ve hukuki sonuçlarını doğurabilmesi için karşı tarafın (davalının) rızasına, kabulüne veya aile mahkemesi hakiminin onayına kesinlikle ihtiyaç yoktur. Davacı eş, feragat iradesini kanuna uygun şekilde mahkemeye ulaştırdığı saniye işlem tamamlanır ve dava esastan sona erer.
Bir boşanma davasında feragatin usulüne uygun şekilde yapılabilmesi ve geçerli sayılabilmesi için kanunun aradığı çok katı kurallar ve şekil şartları bulunmaktadır. Hukuki sürecin hatasız yürümesi adına bu şartları şu şekilde sıralayabiliriz:
Şarta Bağlılık Yasağı: HMK Madde 309/4 gereğince feragat, kayıtsız ve şartsız yapılmalıdır. Aile mahkemesine sunulan dilekçede, "Eşim bana ait olan ziynet eşyalarını iade ederse davadan vazgeçiyorum", "Müşterek çocuğun velayetini bana bırakması şartıyla feragat ediyorum" veya "Bir daha bana şiddet uygulamayacağına dair söz verdiği için davadan feragat ediyorum" gibi şarta bağlanmış beyanlar hukuken geçersizdir. Mahkeme, şarta bağlı bir feragat dilekçesine dayanarak davanın reddine karar veremez; yargılamaya devam etmek zorundadır.
Şekil Şartı: Feragat, davanın görüldüğü mahkemeye verilecek ıslak imzalı bir fiziki dilekçe ile yapılabileceği gibi UYAP Vatandaş Portalı üzerinden e-imza veya mobil imza kullanılarak da dosyaya gönderilebilir. Eğer duruşma esnasında taraflar barışmışsa, davacı sözlü olarak feragat ettiğini beyan edebilir; ancak bu beyanın mutlaka duruşma tutanağına geçirilmesi ve altının davacı tarafından bizzat imzalanması emredici bir kuraldır.
Avukatın Özel Yetkisi: Davayı davacı asil değil de vekili (avukatı) takip ediyorsa, avukatın müvekkili adına davadan feragat edebilmesi için vekaletnamesinde feragat etme yetkisini barındıran özel yetki bulunması zorunludur. Genel dava vekaletnamesi ile bir avukat müvekkilinin boşanma davasından feragat edemez; ederse bu işlem müvekkili bağlamaz.
Davayı Geri Alma ile Karıştırılmamalıdır
Hukuk dilinde ve vatandaşlar arasında davadan vazgeçme ifadesi sıklıkla yanlış kullanılır. HMK sistematiğinde boşanma davasından feragat (HMK m. 307) ile davayı geri alma (HMK m. 123) tamamen farklı hukuki müesseselerdir. Feragat, hakkın özünden vazgeçmektir ve yukarıda belirttiğimiz gibi geçmiş olayları affetme sonucunu doğurur; davalının rızası aranmaz. Davayı geri alma ise, mevcut davanın o an için görülmesinden vazgeçmektir; ancak hakkın özü saklı kalır. Davayı geri alabilmek için davalının açık rızası şarttır. Davasını usulüne uygun şekilde geri alan eş, ileride aynı olaylara ve delillere dayanarak yeniden dava açma hakkını korur. Bu ince hukuki ayrım, vatandaşların hak kaybına uğramaması adına hayati derecede önemlidir.
Feragatten Rücu (Dönme) Mümkün Müdür?
Vatandaşların en çok tereddüt yaşadığı noktalardan biri de dilekçeyi verdim ama pişman oldum, geri alabilir miyim? sorusudur. HMK Madde 311 gayet açıktır: Feragat, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur ve kural olarak feragatten dönülemez (rücu edilemez). Feragat dilekçesi mahkeme kayıtlarına girdiği an dava esastan bitmiş sayılır, hakimin ayrıca bir karar vermesi veya kararın kesinleşme şerhi alması beklenmez. Ancak kanun koyucu bu sert kurala tek bir istisna getirmiştir: İrade bozukluğu halleri. Eğer davacı eş; ağır bir tehdit (ikrah), hile veya esaslı bir hata altında feragat dilekçesi imzalamaya zorlanmışsa, Borçlar Kanunu'nun irade sakatlığına ilişkin hükümlerine dayanarak, feragatin iptali için aynı dosya içerisinde veya ayrı bir dava açarak bu durumu ispatlamak şartıyla süreci geri çevirebilir. Fakat bu durumun ispat yükü oldukça ağırdır ve somut delillerle; örneğin silahla tehdit edildiğine dair kamera kaydı veya tanık beyanı ile desteklenmesi şarttır. Sadece "o anki psikolojim iyi değildi" veya "barışırız sanmıştım ama barışmadık" şeklindeki beyanlar, irade sakatlığı kapsamında değerlendirilmez ve feragat işlemini geçersiz kılmaz.
Boşanma Davasında Feragatin Şartları Nelerdir?
Boşanma davasında feragatin hukuken geçerli olabilmesi ve davanın reddi sonucunu doğurabilmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) madde 307 ve devamında düzenlenen usul kurallarına eksiksiz uyulması şarttır. Bu şartlar; feragat iradesinin mahkemeye yazılı dilekçe veya duruşmada tutanağa geçirilecek sözlü beyanla açık ve net olarak bildirilmesi, beyanın kayıtsız ve şartsız olması, işlemin davanın açıldığı tarihten kararın kesinleşmesine kadar olan zaman diliminde yapılması ve davayı avukat yürütüyorsa vekaletnamede muhakkak özel feragat yetkisinin bulunmasıdır. Bu yasal şartlardan herhangi birini taşımayan feragat beyanı, mahkeme nezdinde yok hükmündedir ve boşanma yargılaması kaldığı yerden devam eder.
Hukuki sürecin ciddiyeti göz önüne alındığında, bu şartların her birinin kendi içinde barındırdığı istisnaları ve Yargıtay uygulamalarını derinlemesine incelemek hak kayıplarını önlemek adına hayati önem taşır.
Feragat Ne Zamana Kadar Yapılabilir?
Boşanma davasında feragat, vatandaşlar tarafından en çok karıştırılan usul kurallarından biridir. HMK Madde 310, feragatin zamanını çok net bir sınırla çizmiştir: Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Bu kuralın uygulamadaki yansımalarını yargılama aşamalarına göre şu şekilde detaylandırabiliriz:
Yerel Mahkeme (İlk Derece) Aşamasında: Dava dilekçesinin mahkemeye sunulduğu an ile Aile Mahkemesi hakiminin gerekçeli kararı yazıp taraflara tebliğ ettiği sürece kadar feragat edilebilir. Bu aşamada verilen dilekçe üzerine mahkeme, davanın feragat nedeniyle reddine karar verir.
İstinaf ve Temyiz (Yargıtay) Aşamasında Feragat: Boşanma kararı verilmiş ancak taraflardan biri karara itiraz ederek dosyayı Bölge Adliye Mahkemesi'ne (İstinaf) veya Yargıtay'a taşımış olabilir. Dosya üst mahkemedeyken eşler barışırsa, karar henüz kesinleşmediği için davacı davasından feragat edebilir.
Üst Mahkeme Aşamasındaki Prosedür (HMK m. 310/2-3): Yakın zamanda usul hukukumuza giren ve yargılamayı hızlandıran kurala göre; dosya İstinaf veya Yargıtay incelemesindeyken feragat dilekçesi verilirse, üst mahkeme artık dosyayı incelemez. Üst mahkeme, feragat hakkında bir ek karar verilmek üzere dosyayı doğrudan kararı veren ilk derece mahkemesine geri gönderir. Yerel mahkeme de önceki verdiği boşanma kararını kaldırarak feragat nedeniyle davanın reddine karar verir.
Kesinleşme Şerhi Sonrası Feragat Yasağı: Aile Mahkemesi kararı vermiş, taraflar itiraz etmemiş (veya üst mahkeme yolları tükenmiş) ve karara kesinleşme şerhi düşülmüşse, artık boşanma davasından feragat edilemez. Çünkü ortada hukuken devam eden bir dava kalmamış, evlilik birliği resmen ve kesin olarak sona ermiştir. Bu aşamadan sonra barışan eşlerin tek hukuki yolu, belediyeye başvurarak yeniden evlenmektir.
Karşı Tarafın (Davalının) Kabulü Gerekir mi?
Boşanma davasından feragat, usul hukuku dogmatiğinde tek taraflı ve muhatabına ulaşmasıyla sonuç doğuran bir irade beyanıdır. HMK Madde 309/2'nin emredici hükmü gereği; feragatin geçerliliği, karşı tarafın davalının veya mahkemenin kabulüne bağlı değildir.
Yargıtay uygulaması pratiğinde ise bir davacı feragat dilekçesini Aile Mahkemesi kalemine sunduğu saniye işlem tamamlanır. Davalı eş mahkemeye gelip, "Ben feragati kabul etmiyorum, eşim yalan söylüyor, bu dava devam etsin, benim haklılığım ortaya çıksın" diyemez. Davalının rızasının veya itirazının feragat işlemi üzerinde hiçbir hukuki geçerliliği veya durdurucu etkisi yoktur. Hakim, davalının onayını aramaksızın doğrudan feragat nedeniyle davanın reddi kararı vermek zorundadır. Davalının kabulüne ihtiyaç duyulmaması kuralının uygulamada çok tehlikeli bir istisnası vardır: Karşı Dava, buna göre;
Eğer davalı eş, size karşı süresi içinde bir karşı boşanma davası açmışsa, sizin kendi davanızdan feragat etmeniz sadece sizin açtığınız davayı düşürür.
Karşı tarafın davası (eğer o da feragat etmezse) aynen devam eder.
Bu durumda kendi davanızdan vazgeçtiğiniz için iddialarınızı geri çekmiş ve eski olayları affetmiş sayılırken, davalı eşin size yönelttiği karşı dava üzerinden yargılanmaya devam edersiniz. Bu tablo, stratejik olarak bir avukat eşliğinde yönetilmediğinde davacı için telafisi güç maddi ve manevi tazminat yükümlülükleri doğurabilir.
Şarta Bağlı Feragat Geçerli Midir?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 309/4, şarta bağlı feragati kesin bir dille yasaklamıştır: Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Boşanma davaları, yüksek duygusal gerilimin olduğu ve eşlerin birbirleriyle kıyasıya pazarlık yaptığı süreçlerdir. Vatandaşlar genellikle haklarını garanti altına almak adına mahkemeye "Eğer şu şartlar yerine gelirse davamdan vazgeçerim" şeklinde dilekçeler sunma eğilimindedir. Ancak bu durum hukuken bir hata olarak nitelendirilir.
Hakim, şarta bağlanan konuları (velayet, tazminat) yerine getirmeye zorlayacak bir ara karar da kuramaz. Şarta bağlı feragat dilekçesi dosyada hiç yokmuş gibi yargılamaya devam edilir. Eşler arasında mal paylaşımı, nafaka veya tazminat gibi konularda bir uzlaşma var ise; bunun yolu şarta bağlı feragat dilekçesi vermek değil, şartların açıkça yazıldığı bir Anlaşmalı Boşanma Protokolü hazırlayarak davayı anlaşmalı boşanmaya çevirmektir.
Boşanma Davasından Feragat Etmenin Hukuki Sonuçları
Boşanma davasından feragat sonuçları; açılan davanın esastan reddedilmesi, feragat eden eşin dava dilekçesinde karşı tarafa yüklediği tüm kusurlu hareketleri (aldatma, şiddet, hakaret vb.) hukuken affetmiş veya hoşgörüyle karşılamış sayılması ve davasından vazgeçen tarafın tüm yargılama giderleri ile karşı tarafın avukatlık ücretini ödemekle yükümlü tutulmasıdır. Feragat işlemi kesin hüküm niteliğinde olduğundan, mahkemece davanın reddine karar verilir ve taraflar aynı olaylara, aynı delillere dayanarak yeniden boşanma davası açamaz veya bu geçmiş olaylar üzerinden maddi ve manevi tazminat talebinde bulunamazlar.
Bir boşanma davasından feragat etmek, adliye koridorlarında sıradan bir dilekçe vermek değil, evliliğin hukuki zeminini tamamen sıfırlamak anlamına gelir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve Türk Medeni Kanunu (TMK) çerçevesinde, bu tek taraflı irade beyanının doğurduğu sonuçlar telafisi imkansız hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle, feragatin sonuçlarının her bir alt başlıkta derinlemesine incelenmesi şarttır.
Yargıtay'ın "Affetme ve Hoşgörü" Kuralı
Boşanma davasından feragatin en yıkıcı ve en kritik hukuki sonucu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarıyla şekillenen affetme ve hoşgörü kuralıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu kararlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; davasından feragat eden eş, o davaya konu ettiği ve evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan tüm vakıaları affetmiş, en azından hoşgörü ile karşılamış kabul edilir. Türk hukuk sisteminde, affedilen veya hoşgörülen olaylara dayanılarak karşı tarafa kusur atfedilemez ve boşanma kararı verilemez.
Diyelim ki eşinizin size fiziksel şiddet uyguladığını ve aldatma (zina) eyleminde bulunduğunu ispatlayan kesin delillerle (darp raporu, otel kayıtları, mesajlar) çok güçlü bir boşanma davası açtınız. Dava devam ederken eşiniz pişmanlık gösterdi, ortak hayatın yeniden kurulması adına sizden bir şans daha istedi ve siz de mahkemeye feragat dilekçesi sundunuz. Yargıtay içtihatlarına göre bu imza atıldığı an, geçmişteki o şiddet ve aldatma olaylarının hukuki geçerliliği sıfırlanır.
Eski Olaylara Dayanma Yasağı: Eğer bir ay sonra eşiniz tekrar eski davranışlarına dönerse ve siz yeniden boşanma davası açmak zorunda kalırsanız, feragat ettiğiniz önceki davadaki aldatma ve şiddet olaylarını yeni davanızda gerekçe olarak gösteremezsiniz. Mahkeme, o olayları affedilmiş olaylar listesine alır ve kusur tespiti yaparken dikkate almaz.
Yeni Vakıalara Dayanarak Dava Açma Hakkı: Feragat ettikten sonra yeniden boşanma davası açmanın tek yolu, feragat tarihinden sonra gerçekleşen yeni vakıalara dayanmaktır. Feragatten sonra eşiniz size hakaret ederse veya evi terk ederse, yalnızca bu yeni eylemler üzerinden evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK 166) nedenine dayalı dava açabilirsiniz.
Örnek bir somut olaya göre; Davacı kadın, kocasının aşırı alkol alıp evi geçindirmemesi sebebiyle dava açmış, sonrasında kocasının tedavi olacağı sözü üzerine davasından feragat etmiştir. Koca tedavi olmaz ve aynı davranışlara devam ederse; kadın açacağı ikinci davada yalnızca feragat tarihinden sonraki alkol ve evi ihmal eylemlerini ispatlamak zorundadır. Önceki olaylar kusur incelemesinde erimiştir.
Tazminat, Nafaka ve Velayet Taleplerine Etkisi
Boşanma davasından feragat, sadece boşanma talebini değil, boşanmanın ferisi niteliğindeki tüm hukuki talepleri de doğrudan ve geri dönülemez biçimde etkiler.
Maddi ve Manevi Tazminat Hakları: TMK madde 174 uyarınca maddi ve manevi tazminat talep edilebilmesi için, karşı tarafın kusurlu olması şarttır. Feragat işlemiyle birlikte geçmişteki eylemler affedilmiş sayıldığından, ortada hukuken tazminat gerektirecek bir kusur kalmaz. Dolayısıyla davasından vazgeçen taraf, feragat ettiği dosyadaki olaylara dayanarak hiçbir şekilde maddi veya manevi tazminat alamaz.
Tedbir Nafakası ve Yoksulluk Nafakası: Dava açıldığı an, eşin ve çocukların geçimi için hakimin resen hükmettiği veya talep üzerine verilen tedbir nafakası, feragat nedeniyle davanın reddedilip kararın kesinleştiği tarihte kendiliğinden ortadan kalkar. Aynı şekilde, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşin talep ettiği yoksulluk nafakası da boşanma gerçekleşmediği için reddedilir.
Müşterek Çocuğun Velayeti: Evlilik birliği hukuken devam ettiğine göre, feragat kararıyla birlikte eşlerin çocuklar üzerindeki ortak velayet hakkı aynen sürmeye devam eder. Mahkeme tarafından dava süresince geçici velayet kararı verilmişse bile, davanın feragatle reddedilmesi sonucu bu geçici kararlar hükümsüz kalır ve anne-baba çocuğun bakım ve gözetimini ortaklaşa yürütmekle yükümlü olmaya geri döner.
Mahkeme Masrafları ve Avukatlık Ücretini Kim Öder?
Hukuk davalarında maliyetlerin kime yükleneceği, davada haksız çıkma prensibine göre belirlenir. HMK Madde 312 çok net bir kural koyar: Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir.
Bu emredici kuralın boşanma davalarındaki pratik sonuçları şunlardır:
Yargılama Giderleri Davacıda Kalır: Dava açarken yatırılan başvurma harcı, peşin harç, bilirkişi ücretleri, tebligat giderleri ve pedagog için ödenen tüm masraflar feragat eden tarafın üzerinde kalır. Devletten veya karşı taraftan bu masrafların iadesi talep edilemez.
Karşı Taraf Vekalet Ücreti: Eğer davalı eş, dosyada kendisini bir avukat ile temsil ettirmişse, en ağır mali yük burada ortaya çıkar. Feragat eden taraf, sanki davayı esastan kaybetmiş gibi, davalı eşin avukatına maktu vekalet ücretini ödemek zorundadır. Mahkeme bu ücreti kararında resen hüküm altına alır.
Eğer taraflar dışarıda barışmış ve aralarında anlaştıkları için davacı feragat ediyorsa; davalı tarafın mahkemeye sunacağı bir dilekçe ile "Yargılama gideri ve vekalet ücreti talebim yoktur" şeklinde açık beyanda bulunması mümkündür. Davalı eş bu hakkından açıkça vazgeçerse, mahkeme feragat eden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmetmez. Ancak böyle bir beyan yoksa, hakim kanun gereği masrafları ve avukatlık ücretini feragat eden eşe yüklemek zorundadır.
Davadan Feragat ile Davayı Geri Alma Arasındaki Farklar Nelerdir?
Boşanma davalarında halk arasında genellikle "davamı çekiyorum" veya "dilekçemi geri alıyorum" şeklinde tek bir kavrammış gibi ifade edilen ancak hukuken tamamen farklı, taban tabana zıt sonuçlar doğuran davadan feragat (HMK m. 307) ile davayı geri alma (HMK m. 123) arasındaki en temel fark; hakkın özüne ve ileride yeniden dava açma ihtimaline olan etkisidir. Davadan feragat, boşanma hakkından kesin olarak vazgeçmek, dava dilekçesinde iddia edilen olayları tamamen affetmek demektir ve tek taraflı bir iradeyle yapılır. Davayı geri alma ise, sadece mevcut dosyanın görülmesinden, yargılamanın o an için ilerlemesinden vazgeçmektir; hakkın özü (ileride tekrar dava açma hakkı) saklı kalır, ancak bunun geçerli olabilmesi için davalı eşin mahkemede buna açıkça rıza göstermesi şarttır.
Bu iki usul işleminin birbirine karıştırılması, müvekkillerin telafisi imkansız hak kayıplarına uğramasının bir numaralı nedenidir. Bir boşanma davasında en önemli stratejik adım, tarafların evliliğe bir şans daha vermek istemesi durumunda bu iki yoldan hangisini seçeceğini doğru belirlemektir. Bu iki kavram arasındaki farklar şu şekildedir:
Hukuki Nitelik ve Davalının Rızası Açısından Farklar: Davadan feragat, hakkın özünden vazgeçmeyi ifade eden, bozucu yenilik doğuran tek taraflı bir işlemdir. Mahkeme kalemine sunulduğu saniye davanın esastan reddi sonucunu doğurur ve geçerliliği için davalının onayına veya mahkemenin kabulüne ihtiyaç yoktur. Davayı geri alma ise, davanın açılmamış sayılması sonucunu doğuran usuli bir işlemdir. Ancak HMK Madde 123 gereği, davacının davasını geri alabilmesi için davalının açık rızası zorunludur. Neden rıza aranır? Çünkü davalı taraf, "Ben eşim tarafından aldatma veya şiddetle suçlandım, itibarım zedelendi. Davanın geri alınmasını kabul etmiyorum; yargılama devam etsin, benim masum olduğum ispatlansın ve dava esastan reddedilsin" deme ve aklanma hakkına sahiptir. Davalı rıza göstermezse, davacı davasını geri alamaz, yargılama devam eder.
Yeniden Dava Açma Hakkı ve "Affetme" Kuralı Açısından Farklar: Uygulamadaki en kritik ve yıkıcı ayrım kusur tespiti noktasında ortaya çıkar. Önceki bölümlerde detaylandırdığımız üzere; boşanma davasından feragat eden eş, Hukuk Genel Kurulu kararları doğrultusunda dava dilekçesindeki tüm olayları affetmiş veya hoşgörüyle karşılamış sayılır. İleride işler yolunda gitmezse, feragat ettiği dosyadaki eski olaylara (aldatma, hakaret, şiddet) dayanarak yeniden boşanma davası açamaz; sadece feragatten sonraki yeni vakıalara dayanabilir. Buna karşılık, davasını davalının rızasıyla geri alan eş için böyle bir affetme tehlikesi kesinlikle söz konusu değildir. Davasını geri alan kişi, aradan aylar veya yıllar geçtikten sonra evlilikte aynı sorunlar baş gösterirse; eski olaylara, eski delillere (önceki mesajlar, eski darp raporları) ve o zamanki kusurlara dayanarak yeniden boşanma davası açma hakkını tam olarak korur. Davayı geri almak, tabiri caizse hukuki cephaneyi kaybetmemek, silahları sadece kınına koymaktır. Feragat ise o silahları tamamen yok etmektir.
Zamanlama ve Usul Açısından Farklar: Kanun koyucu, bu iki işlemin yapılabileceği zaman dilimlerini de farklı düzenlemiştir. Feragat, davanın açıldığı tarihten itibaren, kararın Yargıtay veya İstinaf aşamasında kesinleşmesine kadar olan tüm yargılama evrelerinde her zaman yapılabilir. Davayı geri alma işlemi ise zaman açısından daha kısıtlıdır; yalnızca davanın açılmasından, ilk derece mahkemesinin hüküm vermesine kadar olan evrede mümkündür. Hakim gerekçeli kararını verdikten sonra artık davalının rızası olsa dahi dava geri alınamaz.
Bu iki kavram arasındaki farkı örnekle açıklayacak olursak; eşinizin ağır kusurlu olduğu bir evlilik birliğinin temelinden sarsılması davası açtınız. Dava sürerken eşiniz aile büyüklerini araya soktu, tedavi göreceğine ve hatalarını düzelteceğine dair yeminler etti. Evliliğinizi kurtarmak adına mahkeme sürecini sonlandırmaya karar verdiniz. Eğer adliyeye gidip bilgisizce boşanma davasından feragat dilekçesi verirseniz, o güne kadarki tüm haklılık payınızı sıfırlamış olursunuz. Eşiniz iki ay sonra aynı ağır kusurlu davranışları sergilerse, mahkemeye sunduğunuz o güçlü eski delillerin hiçbir hükmü kalmaz, her şeye sıfırdan ve dezavantajlı bir konumdan başlamak zorunda kalırsınız.
Feragat Ettikten Sonra Yeniden Boşanma Davası Açılabilir Mi?
Boşanma davasından feragat ettikten sonra yeniden boşanma davası açılması hukuken mümkündür; ancak bu yeni davanın kaderi, feragat tarihinden sonra gerçekleşen yeni olaylara (yeni vakıalara) dayanmasına bağlıdır. Boşanma davasından feragat işlemi, usul hukukumuzda kesin hüküm sonuçları doğurduğundan ve Yargıtay içtihatlarına göre geçmişi affetme anlamına geldiğinden, eşler feragat ettikleri dosyada ileri sürdükleri eski olaylara dayanarak bir daha boşanma davası açamazlar. Yeni bir boşanma davasının mahkemece kabul edilebilmesi ve karşı tarafa kusur yüklenebilmesi için, eşin feragat dilekçesini sunduğu tarihten sonra evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan yepyeni bir kusurlu hareketinin ortaya çıkması ve bu yeni durumun somut delillerle ispatlanması emredici bir kuraldır. Bu katı kuralın mahkeme pratiğindeki yansımalarını ve müvekkillerin sıklıkla düştüğü hukuki yanılgıları, kanunun çizdiği sınırlar çerçevesinde şu şekilde derinleştirebiliriz:
Eski Olaylara Dayanma Yasağı ve Kesin Hüküm Etkisi
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) Madde 311 çok net bir sınır çizer: “Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.” Bir boşanma davasından tek taraflı iradenizle vazgeçtiğiniz an, o dava dilekçesinde anlattığınız, mahkemeye delillerini sunduğunuz ve tanıklarla ispatlamaya çalıştığınız tüm olayların hukuki ömrü sona erer.
Affedilmiş Sayılma Kuralı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin yerleşik ve tavizsiz uygulamasına göre; feragat eden eş, davasına konu ettiği tüm eylemleri hukuken affetmiş veya en azından hoşgörüyle karşılamış kabul edilir. Türk Medeni Kanunu (TMK) sistematiğinde, affedilen olaylara dayanılarak boşanma kararı verilemez ve kusur tespiti yapılamaz.
Davanın Usulden Reddi Tehlikesi: Eğer feragat ettikten bir süre sonra pişman olup, sırf aynı eski olayları (örneğin iki yıl önceki aldatma mesajlarını veya geçmişteki bir darp raporunu) öne sürerek yeniden dava açarsanız; Aile Mahkemesi hakimi işin esasına hiç girmeden, kesin hüküm itirazı nedeniyle davanızı usulden reddedecektir. Bu durum, davacının ikinci kez karşı taraf vekalet ücreti ve yargılama gideri ödemesine yol açarak telafisi imkansız maddi kayıplar doğurur.
Yeni Vakıalara (Olaylara) Dayanarak Dava Açma Hakkı
Evlilik birliği, doğası gereği yaşayan ve devam eden bir hukuki müessesedir. Bir eşin davasından feragat etmesi, ona ömür boyu ne olursa olsun bu evliliğe katlanma cezası vermez. Kanun koyucu, feragat tarihinden sonrasına temiz bir sayfa açar.
Zaman Çizgisi (Milat) Kuralı: Hukuken milat, feragat dilekçesinin mahkeme evrakına girdiği veya duruşma zaptına geçirildiği gün ve saattir. Bu milattan bir gün sonra bile karşı taraf yeni bir kusurlu eylemde bulunursa (örneğin; hakaret ederse, şiddet uygularsa, evi terk ederse veya sadakatsizlik yaparsa), işte bu yeni vakıalara dayanarak derhal yeni bir boşanma davası açma hakkınız doğar.
İspat Yükü: Açılacak bu yeni davada, mahkemenin inceleyeceği tek zaman dilimi feragat tarihinden sonraki süreçtir. Davacı eş, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını iddia ediyorsa, sadece bu yeni dönemdeki kusurlu hareketleri ispatlamakla yükümlüdür.
Yargıtay kararlarında geçen somut bir olaydan örnek verecek olursak; kadın, eşinin sürekli kumar oynaması ve kendisine fiziksel şiddet uygulaması sebebiyle 10 Ocak 2023 tarihinde TMK 166/1 uyarınca şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açmıştır. Aile büyüklerinin araya girmesiyle 15 Mayıs 2023 tarihinde mahkemeye giderek davasından feragat etmiştir. Aradan birkaç ay geçtikten sonra eş, Eylül 2023'te tekrar kumar oynamış ve müvekkile ağır hakaretlerde bulunmuştur. Müvekkil, Kasım 2023'te yeniden boşanma davası açtığında tablo şudur: Mahkeme, Ocak 2023 öncesindeki kumar ve fiziksel şiddet eylemlerini asla dikkate almayacaktır. O olaylar feragat ile affedilmiş statüsüne geçmiştir ve kusur terazisine konulamaz. Ancak mahkeme, Eylül 2023'te gerçekleşen yeni kumar oynama ve hakaret eylemlerini inceleyecek, bu yeni eylemler ispatlandığı takdirde boşanmaya karar verecek ve sadece bu yeni olaylar üzerinden maddi ve manevi tazminata hükmedecektir.
